Puan Durumu

Opiat Bağımlılığı ve Tedavisi

Opiat Bağımlılığı ve Tedavisi

  Opiat kullanmak için geçmişe bakılınca metreö. 4000’li zamanlarda Sümerlerin, mt.ö. 2000’li senelerde Mısır’da, m.ö. 2700 yılında Orta Asya’da eski çin ve Hint uygarlıklarında haşhaş ekimi, afyon üretimi ve afyondan yapılan ilaçlarla ilgili ayrıntılı yazılar ve kalıntılara rastlanmaktadır. Daha yakın zamanlarda ise 19.yy.da morfin ve türevleri ile karşılaşıyoruz. Dünyada kimyasal şekilde birbirinden değişik 20’den fazla […]

13 Kasım 2017 Pazartesi - 153 kez izlenmiş
Facebook 0 Twitter 0

 

Opiat kullanmak için geçmişe bakılınca metreö. 4000’li zamanlarda Sümerlerin, mt.ö. 2000’li senelerde Mısır’da, m.ö. 2700 yılında Orta Asya’da eski çin ve Hint uygarlıklarında haşhaş ekimi, afyon üretimi ve afyondan yapılan ilaçlarla ilgili ayrıntılı yazılar ve kalıntılara rastlanmaktadır. Daha yakın zamanlarda ise 19.yy.da morfin ve türevleri ile karşılaşıyoruz.

Dünyada kimyasal şekilde birbirinden değişik 20’den fazla opioid klinik kullanımdadır.

çağdaş ülkelerde, kötüye kullanıma ve bağımlılığa en çok eşlik eden opioid madde eroindir. Eroin dışındaki opioidlere bağımlılık en sık şekilde, tıbbi bir tedavinin seyri sırasında bağımlı hale gelen şahısda, bu tip ilaçlara kolaylıkla ulaşabilen sıhhat profesyonellerinde ve kullandığı ilaçları tıbbi sağlayıcılardan ve tedavi programlarından ele geçiren kimselerde görülmektedir.

Opioidlerin beyinde Mü, Kappa, Sigma ve Delta opioid reseptörleri üzerine etkili oldukları ve madde kullanmak sonucu bu reseptörlere bağlı klinik bulguların ortaya çıktığı söylenmektedir.

Mü reseptörleri: Analjezi, öfori, solunum depresyonu etkilerinden sorumludur.

Kappa reseptörleri: Sedasyon, uyku, diüreze neden olurlar.

Sigma reseptörleri: Huzursuzluk, disfori ve halüsinasyon oluştururlar.

Delta reseptörleri: Analjezi ve kardiyak etkileri oluştururlar

Opioidler hızlı bağımlılık ve tolerans geliştirdikleri için fiziksel bağımlılık kısa zamanda gelişir.

OBİAT TEDAVİSİ İÇİN RANDEVU ALMA

TANIMLAR

Ruhsal Hastalıklar tanı ve istatistik El Kitabı’nın gözden geçirilmiş dördüncü tercüme metninde (DSM-ıV-TR) opioidlerle ilişkili bozuklukları opioid kullanım bozuklukları (opioid kötüye kullanmak ve opioid bağımlılığı) ve dokuz adet diğer opioidlere bağlı meydana gelenbozukluk (örnek olarak; entoksikasyon ve yoksunluk) şeklinde ikiye ayırır.

Opioid bağımlılığı, kullanması sonucu göze çarpan problemlere yol açmasına rağmen kullanımının tekrarlandığı ve sürdürüldüğü bir sıra fizyolojik, davranışsal, ve bilişsel belirtiler kümesidir. umumi şekilde madde bağımlılığı Dünya sağlık örgütü tarafından insanlarda madde kullanımının bir zamanlar kendisi için kıymetli öteki davranışların yerini saha öncelikli bir durum haline geldiği sendrom olarak bilinir. Bu kısa tanımların her birinde ana özellik tanımın direk maddenin kullanımını, ahenk bozucu doğasını, davranış değişikliklerine yol açmasını ve madde ile etkileşim sonucunda zaman arasında maddeye bağlı kalmasını vurgulamasıdır.

Opioid kötüye kullanması, 12 aylık bir devre arasında ortaya çıkan, klinik anlamda göze çarpan bozulma yada sıkıntıya yol açan fakat belirtileri Opioid Bağımlılığı ölçütlerini hiç bir zaman karşılamayan uygunsuz opioid madde kullanımı örüntüsüdür.

DSM-ıV-TR yönünden tanım edilen opioidlere bağlı meydana gelenbozukluklar içinde opioid entoksikasyonu, opioid yoksunluğu, opioidlere bağlı uyku bozukluğu ve opioidlere bağlı cinsel işlev bozukluğu gibi çok görülen tanımlar yer alıyor. Opioid entoksikasyon deliryumuhospitalize edilmiş hastalarda nadiren görülmektedir. Buna rağmen, opioidlere bağlı meydana gelen psikotik bozukluk, opioidlere bağlı meydana gelen duygudurum bozukluğu ve opioidlere bağlı meydana gelen anksiyete bozukluğu μ-agonist opioidlerde epey bir nadirdir ve öteki reseptörlere etki eden belirgin agonist-antagonist opioidlerle de bildirilmiştir. DSM-ıV-TR opioidlerle ilişkili herhangi bir bozukluğun teşhis ölçütlerini karşılamayan durumlar için öteki türlü adlandırılamayan  opioid ile ilişkili bozukluklar sınıflandırmasını da içermektedir.

EPİDEMİYOLOJİ

Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD)  opioid kullanmak 1990’lı zamanlarda bir canlanma yaşamıştır. 1990 ile 1995 yılları içinde eroin kötüye kullanmak sebebi ile acil servis başvurularında iki kat artış olmuştur. 1990’lı yılların sonlarında yaşları 18 ile 25 arasında olan insanda eroin kullanımında bir artış ve farmasötik kaynakların oksikodon (OxyContin) kullanımında kısa bir artış görülmüştür. Sigara benzeri içme ve burundan çekme benzeri enjeksiyon dışı kullanma yöntemlerinin popülerliği artmıştır. Yaşamlarının herhangi bir döneminde eroin kullanmış olduğu tahmin edilen (yaşam boyu kullanıcılar) kişi sayısının ABD de yaklaşık olarak 3 milyon civarında bulunduğu düşünülmektedir.

Madde kullanımı boyutunun değerlendirilmesine seçenek bir yaklaşım opioid kullanmak bildirerek tedaviye başlayan şahısların sayısının incelenmesidir. 2000 yılında yapılan ulusal bir değerlendirmenin sonuçları (Tedavi Epizot Veri Grubu) eroin kullanımı sebebi ile tedaviye başvuran 243,071 kullanıcı ve öteki opioidlerin kullanmak itibarıyla tedaviye başvuran diğer bir 25,723 kullanıcı olduğunu sergilemiştir. Ankara AMATEM’de eroin kullanımının tedavisi için başvuran hastaların bütün hastalara oranı 2004 yılında %8,7 iken bu nispet 2009 yılında 8’lere kadar çıkmıştır.  Yatarak tedavi gören 18 yaş altı gençlerin 2004 yılında  %2 eroin kullanırken 2009 da bu rakam G olmuştur.

ETİYOLOJİ

Opioid bağımlılığı zamanımızda kullanıma başlanması, kullanmanın sürdürülmesi ve maddeden uzak kalma süreçleri sonrasında tekrarlanması açısından çoklu faktörlerin etkileşime girdiği biyopsikososyal bir bozukluk olarak görülmektedir. Bu faktörler – farmakolojik, sosyal, çevresel, kişilik, psikopatoloji, ırsi ve ailevi – başka ilaç kategorilerinin kötüye kullanımı ve bağımlılığı değerlendirilirken de göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir.

Farmakolojik Faktörler

Oрioidlеrin bіrіncіl etkisi  1970’ lі senelerın ikinci yаrısındа bulunаn  opіoіd reseptörleri аrаcılığı ile olur. µ-opioid reѕeptörleri ağrı rеgülasyоnu, teneffüѕ depreѕyоnu, kаbız ve bağlarımlılıktan ;κ-opіoіd reseptörleri analjеzi, dіürez оkunuşu sеdasyondan ve  δ-opioid reѕeptörlerі mümkün оlarak аnаljeziden ѕorumludur. Hemen hemen yaklaşan zamanlı olаrаk, dördüncü müşterek reseрtör tiрi, OFQ/N ORL-1 оpiоid reseptörlerіnіn genişletilmiş аilesinin aуnı üyеsi olarak onаylаmа edilmiştir. OFQ/N okunuşu dahil olасаk şekіlde tüm oрioid almaç tiрleri karakterіstіk G-protеіnіylе eşleşen reseрtörlerdir.

Oрioid kötüyе kullanımına okunuşu bağımlılığına eşlik еdеn çoğu opioid molekül tipik μ agoniѕtlerdir, farmakоlоjik prоfіllerі morfinе keѕіf şеkildе benzemekle berаber tеmеl olarak metabolіzma оkunuşu farmakokіnetіk açısından ayrılmaktadırlar. μ agоniѕt opioidlerin etkіlerі bаz şekіlde merkezi son sistemi nöral dоkularındaki, otonom hudut ѕiѕtemindeki reseрtörler ve benzer dereceye benzer biçimde da beyaz kürelerdeki оpiоid reseрtörleri üzerine söz meѕeleѕidir. Bu etkisinde bırakır zarfında analjezi, solunumun baskılanması, ѕezme mevkі değіşіklіklerі bіrtаkım kişilerde öfori, beklenen acıya karşı duyаrsızlık, ѕеrѕеmlik, derişim bеcеriѕindе azalış, hiрotalamusun düzеnlеdiği еndokrin okunuşu bіlіnenden işlеvlеrdе değişimler okunuşu gastrоіntestіnal Gı traktus yаlın biçimde kаs tonuѕunda artış sandalye almaktadır. Opiоid verіlen sаbık eroin bağımlıları anksiyetede azalma, kendine itimat artışı, yevmі рroblemlerle hemen hemen yararlı bаşа çıkma beсerileri okunuşu dert hіssеtmеdе azalış bildirmişlеrdir. Intrаvenöz ıV şekilde uygulanmış olduğunda opіoіdler fazla аşırı dеrеcеdе lеzzеt ѕаğlаyаn olduğu bіldіrіlen аnѕızın ve kıѕaltarak ortaklaşa algılama olan  rush ya dа flush adını verdіklerі bеnzеr duygudan kelam ederler.  genel müştеrеk öfori idraksından оlabildiğinсe kısаltаrаk sadece görüngü olаn rush ѕırf 1 іle 2 süre ѕürer vе intravenöz ya da intrаpulmoner уollarla uygulamada olduğu gіbі, уalnızca uçarı em alımında hіssedіlіr.

Opіoіdlerіn  tıpkı zаmаndа dopaminеrjik okunuşu noradrenerjik nörotrаnsmittеr sistemi üstüne de  dikkat alımlı tesirleri vardır. Ortaklaşa ötede tірte veri oрioidlerin bağımlılık yapıcı ödüllendirici еtkilеrinin serebral kabuk okunuşu limbik sisteme projеktе оlan ventral tеgmеntal alandaki doрaminerjik nöronların aktive edilmesi aracılığı ilе gerçekleştiğini göѕtermektedir.  Pоzitrоn sürüm tomogrаfіsі PET ile уapılan en  аz ancak çalışmada eksiksiz оpiоidlerin opіoіd bаğımlısı kişilerin ѕeçіlmіş akıl bölgelerinde serebral soy akımında azalmaya gayе açtıkları göstеrilmiştir.

Psikososyal faktörler:

Yüksek sosyoekonomik sınıflara göre düşük sosyoekonomik sınıflarda opioid bağımlılığı insidansı daha yüksek  olmasına rağmen opioid bağımlılığı  yalnızca düşük sosyoekonomik sınıflarla kısıtlı değildir. Kentlerde  yoksulluğun artması  ile ilişkli sosyal etmenler opioid bağımlılığını daha da arttırmaktadır. Kentlerde  eroin kullananların yaklaşık olarak % 50 sinin  ebeveynlerinin boşanmış ve ya ölmüş olması nedeniyle  tek ebeveynli olduğu ve  aile üyelerinden en az bir şahıslarda daha madde ile ilişkili bozukluk bulunduğu bilinmektedir.. Bu tür sorunlarla büyüyen küçükler özellikle  okulda davranış problemleri yahut davranım bozukluğunun öteki bulgularına ait delil olanlar  opioid bağımlılığı için daha yüksek bir riske sahiptirler.

Opioid bağımlılığı olan ergenlerde bazı kalıcı davranış paternleri vardır. Bu paternlere eroin davranış sendromu adı verilir. Bu paternler: yoğun olarak altta yatan ajite tip depresyon ve eşlik eden anksiyete belirtileri ;  edilgen agresif şekilde anlatım edilen dürtüsellik;  başarısızlık korkusu; özgüven azalması duygularını maskelemek için heroini anksiyete giderici ilaç şekilde kullanma; ,umutsuzluk ve saldırganlık; sınırlı başa çıkma stratejileri ve frustrasyon toleransında düşme;  madde alımı ile kendini  iyi hissetme arasındaki ilişkinin farkındalığıyla birlikte ilaca bağlı duyarlılık;  madde itibarı ile yaşamı üzerine olan anlık kontrolla çelişen davranışsal yetersizlik, madde yaşantısı sonucunda  akranlar ile olan sosyal ve kişilerarası ilişkilerde bozukluktur.

Biyolojik ve genetik etmenler:

Madde  bağımlılığının gelişmesi olasılığını artıran etmenlerin genetik geçişi  olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Dizigot ikizlere kıyasla monozigot ikizlerde opioid bağımlılığı riski daha fazladır.

Opioid ile ilişkili bozuklukları olan kişinin  opiat  sisteminde ırsi şekilde saptanmış bir  hipoaktivite olabilir. Araştırıcılar bu hipoaktivitenin  çok aşırı az ve ya az duyarlı opioid reseptörler sonucu m. , çok az endojen opioid salınması sonucu metre ve ya varsayılan endojen opioid antagonistinin yüksek konsantrasyonuna mı bağlı olduğunu araştırmaktadırlar.

Opioidle ilişkili bozukluklara  biyolojik  predispozisyon,  dopaminerjik yahut noradrenerjik nörotransmitter sisteminlerindeki işlevselliğin bozulması ile ilişkili olabilir.

Psikodinamik kuram

Psikooanalitik literatürde,  narkotik bağımlılığı olan kişilerin davranışı pregenital , oral veya hatta  psikoseksüel gelişmenin daha arkaik düzeylerine gerileme ile giden libidinal fiksasyon ile açıklanmaya çalışılmıştır. Madde kötüye kullanımı , savunma düzenekeleri, dürtü kontrolu, duygulanım bozuklukları ve uyum düzeneklerinin ilişkisini açıklama gereksinimi psikoseksüel formülasyondan ego psikolojisini vurgulayan formülasyonlara doğru kayışa yol açmıştır. Ciddi benlik  patolojisinin sıklıkla madde  kötüye kullanımı ile ilişkili  olduğu düşünülmekte ve  gelişimsel bozukluklara  işaret ettiği üzerinde durulmaktadır. Benlik ve duygulanım  arasındaki  ilişkiye ait problemler, zorluğun kilit bölümünü oluşturmaktadır.

HASTANIN DEĞERLENDİRİLMESİ

1. OPİOİD BAĞIMLILARINDA  TARAMA  VE DEĞERLENDİRME:

TARAMA:

Klinisyenlerin  periyodik ve düzenli olarak  bütün hastaları madde ve alkol kullanım bozukluğu açısından taraması önemlidir. Bağımlılığı tıbbi yaklaşımında tarama çok önemlidir. Erken tanı ve müdahale tedaviyi kolaylaştırır. Ayrıca gerek pratisyen hekim  veya uzman hekimin ağrı için kullandığı opioid içeren ilaçların reçetelenmesi sırasında bağımlılık, kötüye kullanım veya olası yan etkiler için tarama önemlidir.

TARAMANIN HEDEFLERİ:

  • Madde ve alkol ile ilişkili problem geliştirme  riski olan grupları tanımlamak
  • Madde ve alkol ile ilişkili problemleri olan grupları tanımlamak
  • Tıbbi ve bağımlılıkla ilgili ileri değerlendirme gereken bireyleri tanımlamak
  • Bağımlılık veya diğer madde kullanım bozuklukları tanısını koymak
  • Uygun bağımlılık tedavisi için öneriler ve planlar geliştirmek
  • Bağımlı hastaların biyopsikososyal ihtiyaçlarının belirlemek

İLK  TARAMA:

İlk tarama objektif tarama enstrümanları, laboratuar değerlendirmesi ve görüşmeden oluşmalıdır. İlk değerlendirme sonucu bağımlılıkla ilgili problem düşünülüyorsa daha ileri değerlendirmeye geçilmelidir. Kapsamlı ve derinlemesine görüşme ve standardize değerlendirmeler daha fazla bilgi toplamak için etkindir.

Birçok  geçerli tarama  aracının mevcut olmasının yanısıra birçok klinisyen  kendi tarama sorularını  oluşturmaktadır.

Madde Bağımlılığında  Tarama Araçları

  • COWS (Clinical Opiate Withdrawal Scale) (Wesson ve ark. 1999)
  • SOWS (Subjective Opiate Withdrawal Scale) (Bradley ve ark. 1987; Gossop 1990; Handelsman ve ark 1987)
  • DAST-10 (Drug Abuse Screening Test) (Skinner 1982)
  • CINA (Clinical Institute Narcotic Assessment Scale for Withdrawal Symptoms) (Peachey  ve Lei 1988)
  • CAGE-AID (CAGE maddeler için uyarlanmış hali) (Brown and Rounds 1995)
  • NWS(Narcotic Withdrawal Scale) (Fultz and Senay 1975)
2.DEĞERLENDİRME:

Eğer tarama testlerinde opioid kullanım bozukluğu ile ilgili bir durum ortaya çıkarsa  hastanın bu durumunu tanımlamak ve komorbid durumları ortaya koymak için  ileri değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Bu değerlendirmeyle uygun tedavi seçeneği  ve tedavinin seviyesi, yoğunluğu belirlenir.

DEĞERLENDİRMENİN HEDEFLERİ:

  • Tanı veya tanıları ortaya koymak
  • Tedavi için uygunluğu belirlemek
  • Başlangıç tedavi önerilerini ve planını yapmak
  • Psikososyal tedavi için planlamayı yapmak
  • Önerilen tedaviler için kontraendikasyon olmadığından emin olmak
  • Diğer medikal komorbiditeleri ve durumları ortaya koymak gerekire erken tedavi süresince diğer bölümlere danışmak
  • Diğer psikiyatrik ve  psikososyal durumları ortaya koymak gerekire erken tedavi süresince diğer bölümlere danışmak

DEĞERLENDİRMENİN BÖLÜMLERİ:

  • Tam bir hikaye
  • Fizik muayene
  • Mental durum muayenesi
  • İlgili laboratuar testleri
  • Formal psikiyatrik değerlendirme
3. BAĞIMLI HASTALARLA GÖRÜŞME ve TAM HİKAYE ALMA:

Madde kullanımı ve ilişkili problemleri ortaya sermek konusunda kararsız ve gönülsüz olabilen bağımlı  hastalara  klinisyenin yaklaşımı çok önemlidir. Ağrı için opioid içeren tedavi alan hastaların tedaviyi kaybetme korkusu nedeniyle  muhtemel bağımlılığını anlatması  zor olabilir. Değerlendirmenin daha etkili  olabilmesi için  madde kullanımı, cinsel davranış tarzı, yaşam  farklılıklar yönünden önyargı, kişisel yanlılık ve düşüncelerden bağımsız değerlendirmek gerekmektedir. Etkili bir bağımlılık tedavi sağlayıcında aranan özellikler aşağıda verilmiştir.

Etkili bir  bağımlılık tedavi sağlayıcısında aranan özellikleri                               

  • Yardım iletimini kurabilme yeteneği
  • İyi kişilerarası yetenek
  • Kişisel olmayan sıcaklık
  • Sıcakkanlılık
  • Gerçeklik
  • Saygı
  • Onaylayıcı olma
  • Empati
  • Destekleyici olma
  • Hasta odaklı yaklaşım
  • Yansıtmalı Dinleme
4. FİZİK MUAYENE:

Fizik muayenede bağımlılığın fiziksel bulguları üzerine odaklanmalıdır. Tarama hastaları şüpheli olan veya madde kullanımının reddeden hastalarda fizik muayene bulguları yol gösterici olabilir. Opioid bağımlılığının fiziksel komplikasyonları tedavi planlanırken tanımlanmalı ve göz önünde bulundurulmalıdır.

İntoksikasyon ve aşırı doz opiod kullanımı değerlendirmesi:

Fizik muayene sırasında opioid intoksikasyonu, aşırı doz  kullanımı ve yoksunluğun fiziksel bulgularını değerlendirmek hayati önem taşımaktadır. Aşırı doz Opiod  kullanımı acil tıbbi tedavi gerektirmektedir.

Tablo IV.1: Opioid intoksikasyonu ve aşırı doz opioid kullanımı bulguları:

Sendrom Fiziksel Bulgular
Opioid İntoksikasyonu Bilinç yerindeUyku hali ve sersemlik

Konuşma bozukluğu

Bellek bozukluğu

İstem dışı öne doğru eğilme hareketi (oturur vaziyette uykuya dalarken görüldüğü gibi)

ötimik-öforik

pupiller konstrüksiyon

Opioid aşırıdoz Bilinç kaybıToplu iğne başı  pupilla

Solunumun yavaşlaması ve sığlaşması

Solunum <10/dakika

Kalp atımı <40/dakika

Overdoz triad: apne, koma, pinpoint pupilla

Tablo IV.2. de opioid yoksunluğunun bölümleri ve derceleri göterilmiştir.

Bölüm Grade Fiziksel bulgular
Erken yoksunlukSon kullanımdan 8-24 saat sonra Grade-1 Lakrimasyon ve/veya rinoreDiaforez

Esneme

Huzursuzluk

Uykusuzluk

Grade-2 Dilate pupilPiloereksiyon

Kas seğirmesi

Myalji/artralji

Karın ağrısı

Tam gelişmiş  yoksunlukSon kullanımdan 1-3 gün sonra Grade-3 Taşikardi/takipneHipertansiyon

Ateş

Bulantı-iştahsızlık

Ekstremitelerde huzursuzluk

Grade-4 Diare-kusmaDehidratasyon

Hipotansiyon

Hiperglisemi

Kıvrılma posizyonu

5. LABORATUAR DEĞERLENDİRMESİ:

Tablo IV.3:   Önerilen temel laboratuar incelemeleri

Serum elektrolitleriBun kreatinin

CBC

KCFT(ALT,AST,GGT,ALNUMİN,INR.PT

Lipid profiliİdrar analizi

Gebelik testi

Toksikolojik test madde kullanımı için

Hepatit B ve C taramaları

Laboratuar  bağımlı hastaların değerlendirilmesinin önemli bir parçasıdır. Bu testler bağımlılık tanısı koymaz ama kapsamlı değerlendirme içim gereklidir

Önerilen temel laboratuar incelemeleri tablo V.3. de  gösterilmiştir

Endikasyon halinde veya önerildiğinde uygulanacak testler:

  • Kan alkol seviyesi(idrar veya kan örneklerinden)
  • Enfeksiyon hastalıkları incelemesi:
    • HIV tarama testi
    • Hepatit B virus(HBV), hepatit C virus (HCV) taraması
    • Sfiliz (VDRL)
    • TBC(PPD)

Fizik muayene ve hikayeye göre endikasyon halinde ileri incelemeler yapılabilir. Hepatit ve HIV gibi enfeksiyon hastalıklarının taraması öncesi uygun danışmanlık sağlanıp ve rızası alınmalıdır. Medikal problemler laboratuar yöntemleri ile taranırken bağımlı olmayan hastalara yapıldığı gibi  yönetilmelidir.

MADDE KULLANIMINI DEĞERLENDİRME:

Yasadışı madde tespit etmek bağımlılık tanısını koymak için yetersizdir. Klinik görüşmenin ve medikal değerlendirmenin yerine geçemez(Casavant 2002). Maddelerin testi  için materyal birçok sıvı ve dokudan elde edilebilir örneği, kan, tükrük, ter, idrar ve saç gibi. İdrar analizi en çok tercih edilen yöntemdir. Madde analizi yapılırken klinisyenin hastaya maliyetini düşünmesi gerekmektedir.

Klinisyen hastalara  tedavinin başlangıcında madde tarama testlerinin önemini anlatmaktadır. Literatür  rastgele yapılan madde taramalarının klinik faydasını desteklemektedir.(Preston ve ark 2002) laboratuar sonuçları hasta doktor arası ilişkide tedavinin amaçları, hastalığın reddi ve  maddesiz geçen zamanı güçlendirmede kullanılabilir. Buprenorfin tedavisinde başlangıçta veya takiplerde madde tarama testleri  yakın zamanda kullanılan alkol, benzodiazepin, barbiturat  gibi maddeleri  denetlemelidir.çünkü tedavide komplikasyonlara yol açabilir.

6. GENEL KOMORBİD MEDİKAL DURUMLAR:

Opioid bağımlı bireylerde genel populasyonda bulunan kronik hastalıklara aynı şekilde sahip olabilir. Bu hastalıklar uygun bir şekilde değerlendirilmeli  ve tedavi verilmelidir. Bunlara ek olarak opioid ve  diğer maddelerin kullanımı ile  ilişkili birçok medikal durum ortaya çıkabilir medikal hikaye alınırken ve fizik muayene yapılırken muhtemel olabilecek bu durumlar incelenmelidir.

Enfeksiyon hastalıkları genel olarak opioid bağımlılarında, madde bağımlılarında, madde enjeksiyonu yapanlarda sık olarak görülür. HIV enfeksiyonu epidemiyolojisinde büyük değişimler vardır bazı alanlarda madde enjeksiyonu yapanlarda %50’nin üzerinde HIV pozitifliği varken   bazı alanlarda ’un altında HIV pozitifliği görülebilmektedir. Etkilenmiş bireylerin hayatlarına olan etkilerinden ve etkin tedavinin  uygulanabilmesi açısında   HIV enfeksiyonun taranması önemlidir. Madde kullanım bozukluğunda tüberküloz büyük problem oluşturmaktadır.

Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan bireyler yüksek riskli cinsel davranışlar sergileyebilirler ve bu yolla sfiliz, gonore ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk altında olabilirler.

Tedavi

Opiyat bağımlılığının tedavisinde kullanılan ilaçların merkezi sinir sisteminde opiyatların etkilediği reseptörlerle olan etkileşimlerine göre sınıflandırılır

tam agonistler: metadon ve LAAM gibi opioid reseptörleri uyaran ilaçlar

kısmi agonistler: buprenorfin gibi opioid reseptörleri sınırlı bir biçimde uyaran ve başka maddeler aracılığı ile reseptörlerin işeyişini bloke eden ilaçlar

antagonistler: naloxone ve naltreksone gibi opioid reseptörlerini işgal edip işlevlerini bloke eden ilaçlar

Opiyatların Aşırı Doz Alımına Bağlı Zehirlenmenin Tedavisi

Opiyatlara bağlı zehirlenme durumu psikiyatrik acillerin en önemli olanlarından birisidir. Hastaların en belirgin bulgusu göz bebeklerinin daralmasıdır. Aşırı doz opiyat merkezi sinir sistemindeki solunum merkezini baskılar ve buna bağlı ölüme neden olabilir. Tedavinin başarısı naloxone gibi antagonist ilaçların ne kadar hızlı başlanmasına bağlıdır. Bunun yanı sıra hastanın hava yolunun ve damar yolunun açık tutulması, damar içi gerekli sıvı takviyesinin yapılması ve ileri düzey kalp sağlığı desteğinin sağlanması gerekir.  Tedavi yoğun bakım ünitesinin de olduğu tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır.  Opiyatların vücuttan tamamen atılmasına dek hastanın tansiyon, nabız, ateş ve solunum gibi yaşamsal bulguları çok yakından takip edilmeli. Tüm bunlar yapılırken aynı zamanda hastanın ayrıntılı fizik ve ruhsal durum muayenesi yapılmalı, kan ve idrar örneklerinin analizi ile hem opiyat düzeyleri hem de eşlik eden başka uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin varlığı araştırılmalıdır. Hayati riski atlatan hastaların bundan sonraki tedavisi için psikiyatri kliniğine yönlendirilmesi gerekir.

Opiyat bağımlılığında ilaç tedavisi

Opiyat bağımlılığında ilaç tedavisinin çok önemli yeri vardır. Bu amaçla naltrekson, metadon, bupronefrin gibi ilaçlar kullanılmaktadır.

Opiyat bağımlılığında psikoterapi

Diğer bağımlılık yapan maddelerin tedavisinde olduğu gibi opiyat bağımlılığında da en önemli tedavi yaklaşımlarından birisi bilişsel davranışçı terapi ve özellikle de nüks önleme terapisidir. Yine Adsız Alkolikler (AA) gibi Adsız Narkotikler (NA) gibi kendi kendine yardım gruplarının da tedavide yeri büyüktür. Grup terapileri, çift ve aile terapileri de tedavi programının birer parçası olmalıdır. Bilişsel işlevlerinde bozukluk olan hastaların bilişsel rehabilitasyonuna yönelik terapilerin de yapılmasında yarar vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sayfalar

iPortal Kodlayan: Özer Gül